Ertesi gün kararını vermiştir. Bu dünya güzeli kızla muhakkak tanışmalıdır. Bütün cesaretini toplayıp kızın bulunduğu evin dibine yanaşır ve kendisini takdim ederek telefon numarasını verir ve aramasını ister. Kız gecikmeden arar kendisini ve uzun uzun konuşurlar, birbirlerini tanırlar. Bir süre devam eden ve karşılıklı sevgi sözcüklerinin çokça söylendiği telefon görüşmelerinden sonra nihayet son sözünü söyler ve "benimle evlenir misin?" der. İşte o anda kızın konuşması birden değişir ve hüzünlü bir sesle
- "Bu imkansız, zira doğuştan benim ellerim yoktur" der. Oğlan ne söyleyeceğini şaşırmıştır, bir an sessizce durur ve "Olsun ben yine de seninle evlenmek istiyorum, zira ben senin yüz güzelliğinden ziyade ruhunun güzelliğini sevdim" der. Kız ummadığı bu cevap karşısında gözyaşlarını tutamaz ve oğlanın gösterdiği bu fedakarlıktan ötürü hüngür hüngür ağlamaya başlar.
Artık telefon görüşmeleri daha bir başkadır ve Leyla ile Mecnun misali birbirlerini çılgınca sevdiklerini sıkça tekrarlarlar. İşte artık mucize başlamıştır.
Kız bir gün uykudan uyandığında ellerinin yavaş yavaş oluştuğunu görür. Bu sevginin bir mucizesidir. Kısa zamanda eller tamamen oluşur ve normal hale gelir. Bunu artık sevgilisine açıklama zamanı gelmiştir. O gün oğlan işten dönerken pencerede bekler ve tam önünden geçerken coşkulu bir şekilde oğlana seslenir ve pencereden yeni oluşan ellerini göstererek
- "Bak sevgilim aşkımızın kuvvetinden bir mucize oldu ve ellerim çıktı" der.
İşte o anda birden oğlanın yüz ifadesi değişir ve dudaklarından şu şarkının sözleri dökülür :
SENİ BEN "ELLERİN OLSUN" DİYE Mİ SEVDİM