Rüstem ağa bağırmış “Lan Corç! Ner’desin? Gel ulan!..” George W. Bush odasının penceresini açmış “Aaa... Rüstem ağa... Hoşgeldin ağam!” demiş. Köylüler yüz davardan olmuşlar... Kahvede yine haberler açıkken spiker ‘Vladimir Putin Antalya'ya geliyor’ diye bir haberi sunmuş. Rüstem ağa dellenmiş yine, ”Ulan Vladimir, ibine Vladimir...” demiş, ”... az mı içip s.çıp adam dövdük seninle! Unuttun tabii ağanı!” demiş. Köylüler “Yok artık daha neler...” deyip bir kez daha iddiaya tutuşmuş yüz davarına... Otobüse atlayıp Antalya'nın yolunu tutmuşlar... Otobüsten inince Rüstem ağa bağırmış “Laaan Vladimir, çık dışarı ner’deysen!..” diye. Vladimir Putin koşa koşa gelmiş, “Rüstem ağam, ver elini öpem...” demiş. Öpüşüp kucaklaşmışlar...

Köylüler yüz davar
daha kaybetmiş... Yine bir gün haberlerde Papa İkinci Jean Paul'ün Ankara'ya geleceği, büyük bir hristiyan kafilesinin ve turistin ona eşlik edeceği söylenmiş... Rüstem ağa kendinden geçmiş, “Lan Can Pol... Lan Can Pol... Az mı ettik seninle muhabbetini bu alemin be... Papa oldun ya şimdi, takmazsın ağanı!..” demiş. Köylüler, “Yuh artık, bu kadarı da imkansız..” demişler ve bin davarına iddiaya girmişler bu kez. Otobüse doluşup Ankara'ya gitmişler... Lakin kalabalık... Papa Atakule'ye çıkmış halkı selamlıyor...
Rüstem ağa bağırmışsa da ses gitmiyor yukarıya... Rüstem ağa yarmış kalabalığı, geçmiş güvenliği, çıkmış tepeye... Papa'nın yanında o da başlamış el sallamaya ahaliye... Köylüler kıllanmış... Ucunda bin davar var... Çekmişler turistin birini köşeye, sormuşlar; “Bu yukarıdakileri tanıyor musun?” diye. Turist yanıtlamış: “Valla şu Rüstem ağa... Ama yanındaki beyazlıyı bir türlü çıkaramadım!..