Hirbo - Mizah

Karışık Fıkralar

Karışık Fıkralar

    (Page 1 veya 2)   
    « Prev
      
    1
      2  Next »



    Topal Eşek

    Yahudi pazarda topal bir eşek satıyormuş. Akyazılı eşeği incelemiş; sağına,soluna,ayağına, dişine, bakmış ve basmış parayı eşeği satın almış. Komşuları: "
    -Yahu Akyazılı topal bir eşeğe bu kadar para verilip de alınır mı? Amma dolandırıldın be.." diyerek Akyazılının üzerine varınca Akyazılı: "
    -Bakmayın eşeğin topal olduğuna hayvanın ayağına çivi batmış çiviyi çıkardım mı haftasına varmaz eşek düzelecek." demiş. Komşular durur mu? doğru Yahudi'ye gidip: "

    Adamın biri, yeni açılan lüks büyük mağazaya gitmiş, satıcı kıza yaklaşmış:
    - Bir kravat almak istiyorum.
    Satıcı kız son derece şirin bir tavırla:
    -Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır. Kravat ipekli mi olacak yünlü mü?
    - İpekli.
    - O zaman lütfen birkat yukarı buyrun, ipekli kravatlar bir kat yukarıda.
    Adam bir kat yukarı cıkmış, başka bir satıcı kız:
    -Ben ipekli bir kravat almak istiyorum.
    - Beyefendi, kravat düz mü olacak, desenli mi?

    Bu mu benim çocuğum?

    Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş: "Beyefendi, bir bebeğiniz oldu acele hastahaneye geliniz" diye. Heyecanlanan adam hemen hastahanenin yolunu tutmuş. Doğum bölümüne gştmiş. Kendisini bir hemşire karşılamış. Adam durumu anlatınca hemşire: "Beyefendi, evet doğru bir çocuğunuz oldu ama malesef sakat doğdu" demiş. Habere çok üzülen adam: "Olsun çocuğumu gösterin bana" demiş.

    Hemşire: "Beyefendi, görmeseniz daha iyi olur çünkü çocuğunuz çok ileri derece spastik" demiş. Adam yinede: "Olsun o benim evladım, görmek istiyorum" diye diretmiş. Hemşire: "Peki öyleyse" deyip spastik çocuklar bölümüne geçmiş. Adamda peşinden gitmiş. İlk bölümde kolsuz çocuklar varmış.


    Rüstem Ağa

    Köyün birinde Rüstem ağa diye biri varmış. Çok gezmiş, çok görmüş biriymiş. Bir gün kahvede otururlarken açık olan televizyonda, haberlerde spiker George W. Bush'un İstanbul'a geleceğini söylemiş. Rüstem ağa köpürmüş, “Ulan Corç, ulan Corç... Madem gelecen, ne haber vermiyon Rüstem ağana!..” demiş. Köylü birbirine bakmış, sırıtmış; “Ne yani Rüstem ağa?.. Sen tanıyon mu yani Corç Buş'u?..” diye sormuşlar. “He ya!..” demiş Rüstem ağa, “... az mı içtik, s.çtık bununla!.. Sonra denyus içkiyi miçkiyi bıraktı, daha da görüşmedik bununla!” Gaza gelen köylüler iddiaya tutuşmuş Rüstemağa'yla, yüz davarına. Otobüs tutup İstanbul'a gitmişler. Çırağan'ın önünde otobüsten inmişler.

    Bir Tecavüzün Anatomisi...

    Belgrad Ormanları’ında bir akşam üstü....
    - Nihahahah... Boşuna kıpraşma yavrum. Elimden kurtulamazsın. Bağırmak da fayda etmez. Bu ormanda seni kimseler duyamaz. Sen iyisi mi meşhur sözü hatırla ve rahatla. Tecavüz kaçınılmazsa uzan keyfine bak...Heheheheh!..
    - Sen şimdi bana tecavüz mü edeceksin?
    - Yok nasihat edicem. Tabii ki tecavüz edicem.
    - Eminsin yani.
    - Tabii eminim, artık tecavüz etmek suç bile değil güzelim. Tecavüzü ediyorsun, sonra tecavüze uğrayan kız çaresiz seninle evlenmek zorunda kalıyor, sen yırtıyorsun.
    - Demek yırtıyorsun? O zaman gel yırt bakalım. Hatta sen zahmet etme, ben yırtıyım üstümü başımı. Nasıl olsa yenisini sen alacaksın.
    - Ne diyon sen bacım?
    - Bu ayakkabıları da parçalayabilir miyim? Bıktım kaç senedir giymekten.
    - Ohoooo. Amma konuştun ya!..
    - Evet ben biraz fazla konuşurum. Şimdiden alışan iyi olur. Malum bir ömür aynı evi paylaşıcaz. Haa bi’ de unutmadan söyliyim, ben uyurken dişlerimi gıcırdatırım, sonra söylemedin deme.
    - Anlaşıldı, sen beni lafa tutup kaçmayı planlıyon ama yemezler.
    - Kim kaçacak? Ben mi? Bence birazdan sen kaçıcan, müstakbel kocacığım. Önce şunu söyliyim, bizde nişanı da, düğünü de erkek tarafı yapar bilesin. Nişanda 3 burma bilezik, bir altın saat, 5 metrede altın kordon...
    - Ohaaaaa!..

    Eski Alışkanlıklar

    Hızlı bir bekarlıktan sonra evlenen bir gencin eski alışkanlıkları...
    Hızlı bir bekarlık hayatı yaşamış olan Ahmet sonunda evlenir.

    Karıncaları Ezmeyen Adam

    Adamın biri papaza günah çıkarmaya gitmiş. Papaz bakmış adamın ayaklarında ufak ziller var, adım attıkça çıngırak gibi çalıyor...
    "Bunlar ne yahu?"

    "Ben Allah'tan çok korkarım, karıncaları ezmemek için ayaklarıma bağladım... Karıncalar zilin sesini duyunca kaçıyorlar."

    Halı


    Vakti zamanında İstanbul'da bir şeyh varmış. Şeyh hazretleri günlerden bir gün müritlerinden birini yanına çağırmış:
    -Bak oğlum burada iki halı var. Bu halıları al Bağdat'ta bizim Şeyh Kasım'a ver.
    İstanbul nire Bağdat nire?
    Tren yok,otobüs yok,kamyon yok,fakir müridin altında at yok,eşek yok,cebinde de para yok.
    Düşmüş yayan yapalak yollara.
    Git ha git.
    Bağdat yolu bu biter mi?
    Üstte yok başta yok,aç bi ilaç Adana'ya kadar gelmiş. Orada pes etmiş.
    Sıcaktan bir kenara kıvrılıp başlamış düşünmeye.Yolu yarılamış ama bundan sonra ne olacak? Birden yüreğine bir şeytan girmiş.
    -Ulan şu halıların birini satsan ne olur? Bağdat'taki şeyh ne bilecek kendisine iki tane halı gönderildiğini? Bizim şeyhi ne zaman görecek? Halının birini satar,birini de kendisine veririm olur biter. O zamana kadar kim öle kim kala?

    En Pahalı Papağan

    Adamın biri, papağan almak ister. Gittiği dükkândaki papağanları sırayla inceler.1.kafeste rengarenk, pırıl pırıl tüyleri olan papağanı beğenir. Etiketinde 5.000 dolar yazılıdır.
    - Dükkan sahibine sorar. “Bu kuş niye bu kadar pahalı?”


     


    Karma Fıkralar Serisi...

    Yarı Manyak
    Ögretmen derste çocuklara dönerek sorar:
    - Söyleyin bakayım, kuzeyimizde karadeniz, güneyimizde akdeniz,batımızda ege
    denizi varsa BEN KAÇ YAŞIMDA OLURUM?..
    Arka sıralardan bir parmak kalkar:
    - Kırkdört ögretmenim...
    Gerçekten de o yaşta olan öğretmen şaşırır :
    - Dogru... Ama nasıl bildin?..
    - Gayet kolay ögretmenim... Benim yarı manyak bir ağabeyim var; tam yirmiiki
    yaşında...Onun yaşını iki ile çarpınca sizin yaşınız çıkıyor...

    (Page 1 veya 2)   
    « Prev
      
    1
      2  Next »


    No popular articles found.